Araştırma Projeleri

DMAD, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı yöneticilerinden ve Türkiye’nin önde gelen bilim adamlarından Prof. Dr. Bayram Öztürk ve Dr. Ayaka Amaha Öztürk ile müşterek çalışmakta ve bilgi paylaşımının öneminin farkına vararak, gözetimlerinin, aktivitelerimiz için önemli bir yol gösterici olduğunu düşünmektedir. Ayrıca DMAD, çevre koruma konusunda ortak çalışma yapmanın çok önemli bir yöntem olduğu konusunda kamuoyunu bilgilendirmek ve deniz memelilerinin sınırötesi korunmasına dikkat çekmek amacı ile Archipelagos Marine Institute (http://archipelago.gr/) ve Natural History Association of Montenegro (http://naturalhistoryassociationofmontenegro.weebly.com/)  ile ortak çevre koruma çalışması yapmaktadır. Bununla birlikte paydaşlar ve yunus arasındaki etkileşim birçok açıdan zararlı olduğundan, doğu koruma konusunda hayati öneme sahip çabalarını artırmak için, paydaşların çevre koruma aktivitelerimize aktif katılımı desteklenmektedir.

02.05.2016ANTALYAGR1SELALE_369 copyIşbirliklerimiz ve deniz memelileri üzerine gün be gün artan bilimsel çalışma arzumuzun bir sonucu olarak, halihazırda üç önemli alanda faaliyet göstermekteyiz. İlk olarak deniz memelisi popülasyonu açısından önemli bir fauna olan Kuzeybatı Levanten Denizi ana odak noktamızı oluşturmaktadır. Sonrasında, Ege Denizi’ni habitat olarak benimsemiş deniz memelilerinin alansal hareketliliğini anlayabilmemiz açısından önemli bir alan olan ve Türkiye ile ortak deniz sahanlığını paylaşan Samos Adası’nda çalışmaktayız. Son olarak da, deniz memelilerinin yaşamını anlayabilmek ve denizel biyoçeşitliliğin korunmasına katkıda bulunabilmek için, yerel STK National History Association of Montenegro (NHAM) ile işbirliği içerisinde Montenegro’nun Adriyatik kıyılarında deniz memelileri koruma projemizi hayata geçirdik.

Kuzeybatı Levanten Denizi

Bu proje, yüksek deniz sıcaklığı ve tuzluluğu ile bir oligotrofik deniz olan  ve Doğu Akdeniz Havzası’nda yer alan kuzey-batı Levanten Denizi’ne odaklanmaktadır. Kuzey-batı Levanten Denizi 40-130 metre arasında derinliği bulunan dar bir karasal sahanlığa (genellikle <15 km genişlik), 2.000 metreye ulaşan kıtasal bir yamaca ve 2.600 metre derinliğe kadar uzayabilen  bir deniz tabanına sahiptir. Kuzey-batı Levanten Denizi, deniz dağları, çamur volkanları,  derin deniz balık türleri ve derin deniz köpekbalıklarına ev sahipliği yapan ve metan okyanus çukurları tarafından şekillendirilen eşsiz bir habitata sahiptir. Balıkçılık, turizm ve gemicilik nedeniyle  sahip olduğu ekonomik değerinin doğal bir sonucu olarak kuzey-batı Levanten Denizi, tüm Akdeniz içerisinde ekolojik bir öneme sahiptir. Bu alan, “Ekolojik veya Biyolojik Öneme Sahip Denizel Alan (EBSA)” ve UNEP Akdeniz Eylem Planı’nın bir parçası niteliğine sahiptir. Dahası, kuzey-batı Levanten Denizi öncelikli koruma alanı olarak sınıflandırılır ve eşsiz habitatı ve zengin biyoçeşitliliğinin bir sonucu olarak da çok sayıda önerilmiş “Açık Deniz Koruma Alanı” na ev sahipliği yapar. Yine de bölgedeki bilimsel araştırma eksikliği, alanda koruma eylemleri ve yönetim politikalarının uygulanmasını engellemektedir.

  • Fethiye-Göcek Özel Çevrekoruma Alanı

Göcek, Fethiye, Muğla ilinin Akdeniz’e komşu olan kıyılarının güneydoğusunda bulunmaktadır. Burası aynı zamanda Mendos dağının sahil ayağında bulunan körfezin tam olarak doğu kıyısındadır. Teke yarımadasının batısında yer alan Fethiye ilçesine ise, kuzeybatıdan Köyceğiz, kuzeyden Denizli ve Burdur ve doğudansa Antalya komşuluk yapmaktadır (Deniz Koruma Alanları Ulusal Sistemi, 2012). 1998’de imzalanan Barselona Anlaşması’na göre bölge “Özel Koruma Alanı” ve arkeolojik sit olarak belirlenmiştir (Deniz Koruma Alanları Ulusal Sistemi, 2012).

Doğal bitki örtüsü ise kıyıda makilik alanlar ve kıyının kara tarafında kozalaklı ağaçlardan oluşan ormanlardan ibarettir. Bu ormanlarda ise, Siyah çam (Pinus nigra), Kırmızı çam (Pinus Brutia) ve Sedir (Cedrus sp.) ağaçları bulunmaktadır. Dahası, bu bölgede Türkçe’de sığla ağacı veya deltalardaki akarsularda büyüyen Şark  sığla ağacı olarak bilinen ve bir endemik tür olan Liquidambar orientalis mevcuttur. Türk sığla ağacından alınan yağ, kozmetik ve ilaç endüstrisinde kullanılmaktadır (National System of Marine Protected Areas, 2012).

İki kaplumbağa türü (Caretta caretta, Chelonia mydas) ise, bu türlerin aynı zamanda üreme alanlarından birisi de olan Fethiye’de bulunmaktadır. Adı geçen türler, Bern kongresi ve CITES uyarınca koruma altındadır.

Bölgede çevre koruma ve eğitim projemizi “Fethiye-Göcek ÖÇK Türkiye’de Cetacean Koruması için Araştırma ve Eğitimin Birleştirilmesi” uygulamaya koyduk. Projenin ana hedefleri, Fethiye-Göcek Özel Çevrekoruma Alanı’nda (ÖÇK) cetacean popülasyonunun ne durumda olduğunu anlamak ve zamansal ve mekansal olarak cetaceanların biyoçeşitlilik, mevcudiyet, dağılım, beslenme ve dinlenme gibi önemli habitatlarını ve hayatta kalabilmelerini olumsuz etkileyen ana tehditleri ortaya çıkarmaktı. Yanısıra, biliminsanları, balıkçılar ve turistik teknelerin çalışanlarının doğrudan katılımıyla bölgeye ait ilk foto-ID katoloğunun oluşturulması da bir diğer hedefimizdi. Ve son olarak, fiziksel ve cinsel olarak istismara uğramış çocukların motivasyonunu artırmak için, onlara uygulamalı bilimsel deneyimler kazandırmayı da kendimize hedef belirledik.

Alandaki bir yıllık çevre koruma aktivitelerimizin bir sonucu olarak;

  • Tekne ile gerçekleştirdiğimiz 9 adet günboyu süren bilimsel araştırma sonrasında gözlemlediğimiz tüm yunuslar haritalandı,
  • Afalina yunuslarının fotoğrafları katologlanmaya başlandı ve yunus gözlemi açısından yaz aylarının kritik öneme sahip olduğu belirlendi,
  • Fethiye Belediyesi ve ÇODEM(Çocuk Eğitim ve Destek Merkezi) ile işbirliği geliştirildi ve devlet koruması altında olan 30 kız çocuğu ve Fethiye’nin nispeten gelişmemiş bölgelerinde yaşayan 50’nin üzerinde maddi durumu zayıf olan çocuğa yönelik olarak yunus gözlem tekne turları organize ettik ve bu turlarda kendilerine denizel yaşam ve denizlerimizin korunmasının önemini anlatarak, geleceğimiz olan bu çocuklarımızı bir günlüğüne bilim adamı olabilmeleri için eğittik.

Antalya

Antalya nüfus bakımında Türkiye’deki sekizinci, kapsadığı çoğrafi alan açısından ise altınca şehirdir. Güneyde Akdeniz ve denize paralel uzanan Toros Dağları ile çevrilidir ve doğuda Mersin, Konya, Karaman, kuzeyde Isparta ve Burdur ve batıda Muğla ile komşudur. Şehrin kapladığı toplam yüzey alanı yaklaşık 20.815 km2’ dir (“Antalya”, 2016).

Şehrin toplam alanının %77.8’i dağlık, %10.2’si ova ve %12’si engebeli araziden oluşmaktadır. Şehrin ¾’ünü kapsayan Torosların bir çok tepesi 2.500 – 3.000 metreyi aşmaktadır. Teke bölgesinde ise ıssız platolar ve havzalar yer almaktadır (“Antalya”, 2016). Gemicilik, balıkçılık ve eğlence açısından sahip olduğu ekonomik değerin doğal bir sonucu olarak Antalya Körfezi, dünyadaki en önemli biyoçeşitlilik havzalarından birisi olarak bilinen Akdeniz ekosistemi içerisinde ekolojik bir öneme sahiptir. Ayrıca Akdeniz’in EBSA’sı ve onun bir parçası olan ve öncelikli koruma alanı olarak önerilen UNEP/MAP eylem planı içinde de yer almaktadır (Anon 2010). Kaş’taki Kekova ve Patara, Belek ve Finike Sualtı Dağları Antalya’daki özel koruma alanlarıdır (T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, 2016).

DMAD, alandaki deniz memelilerinin popülasyon durumu, alan bağlılığı, yaşam alanları ve türlerin mevcudiyet ve dağılım örneklerinin tespiti için cetacean gözlemlerini başlatmıştır. Bilimsel olarak anlam ifade etmesi açısından çalışma alanımızı Antalya Körfezi’nin %20’sini kapsayacak şekilde belirledik. Cetacean gözlemlerimizi ise bot ve kara olmak üzere iki ana başıkta gerçekleştirilmektedir.

Deniz Gözlemleri: Ayda ortalama 4 kez gerçekleştirdiğimiz ve gündoğumunu da kapsayan bot gözlemlerimiz sırasında, gönüllülerimizin de yardımı ile cetaceanlara ait bilimsel veri toplamaktayız. Görev dağılımı uyarınca takımımız, çıplak göz veya dürbün ile cetacean gözlemi gerçekleştirilmesi, deniz memelilerinin GPS koordinatlarının kaydedilmesi ve fotoğraf çekerek ve tüm bilimsel veriyi bilgisayara aktararak memelilerin popülasyon, tür ve davranışlarına ait bilimsel verinin toplanması işlerini gerçekleştirmektedir. Son olarak da elde edilen tüm çıktılar, Logger, I-Match gibi bilgisayar programlarıyla analiz edilmek üzere sistematik olarak kayıt altına alınmaktadır.

Kara Gözlemleri (Karadan, denizin gözlemlenmesi): 

Sistematik olarak teodolit, dürbün ve çıplak gözle ve gündoğumu ile günbatımını kapsayacak şekilde ayda ortalama 8 kez gözlemlerimizi gerçekleştirmekteyiz. Kara gözlemlerimiz sonucunda bot gözlemlerimizde olduğu gibi cetaceanlar hakkında yine önemli bilimsel veri elde etmekte ve analiz edilmek üzere bu veriler bilgisayara kaydetekteyiz. Kara gözlemlerimiz sırasında, nadir olarak gözlemlenen Akdeniz Foku üzerine de çalıştık ve bu türün muhtemel yaşam alanı, popülasyon durumu ve koruma önlemleri hakkındaki bilimsel makelemizin yayımlanmasını sağladık.

Sistematik olarak gerçekleştirdiğimiz bot ve kara gözlemlerimizin sonucunda; Antalya Körfezi’nde cetaceanların popülasyon durumları, dağılım özellikleri ve alan bağlılıklarına ait önemli oranda bilimsel veri elde ettik ve bilimsel makalelerimizin yayımlanmasını sağladık. Sadece yayımlanan bilimsel makalelerimiz değil, planladığımız uzun dönemli gözlemlerimizin sonucunda elde edilecek diğer sonuçlar, gelecek yıllarda Antalya Körfezi’nde biyoçeşitliliğin korunmasına önemli oranda katkı sağlayacaktır.

Orta Ege Denizi-Samos Adası

Kuzeybatı Levanten Denizi’nde deniz memelilerine ilişkin ulaştığımız bilimsel sonuçlar ve devamında yayımlanan bilimsel makalelerimiz sonrasında çalışma alanımızı daha da genişletmeyi amaçladık. Böylece, yerel bir STK ile işbirliği kurarak, hemen yanıbaşımızda bulunan Ege Denizi’nde denizel biyoçeşitlilik üzerine çalışmak istedik. 2016 yılında, Samos Adası’da bulunan Archipelagos, Deniz Koruma Enstütüsü ile deniz koruma üzerine ortak çalışma yapmak için anlaştık ve bu şirin ve yunus-zengin adaya doğru yelken açtık.

Alanı daha iyi anlayabilmek için: “Akdeniz cetaceanları risk altında veya eksik veriye sahip olarak sınıflandırılırlar”, daha önce gerçekleştirilen akustik araştırmalarda rastlanılan ve tespit edilen türler (C.Ryan et al.) ve IUCN Kırmızı Liste’deki statüleri aşağıdaki gibidir:

  • Tırtak Yunusu – nesli tehlike altında (Akdeniz altpopülasyonu)
  • Afalina Yunusu – hassas (Akdeniz altpopülasyonu)
  • Çizgili Yunus – hassas (Akdeniz altpopülasyonu)
  • Kaşalot Balinası – nesli tehlike altında (Akdeniz altpopülasyonu)
  • Gagalı Balina – eksik veriye sahip (tüm türler)

Yanısıra Türkiye ve Yunanistan arasında bulunan Ege Denizi, bu bölgede gerçekleştirilen az sayıdaki bilimsel makaleye göre, cetacean türleri bakımından Akdeniz’in doğusundaki en zengin habitatlardan birisidir. Önceden belirlenmiş olan kritik habitatlar ise maalesef deniz trafiği, kaçak ve kontrolsüz balıkçılık ve kirlikik gibi insan kaynaklı birçok tehditle yüzleşmektedir. Bu işbirliğinin amacı; deniz memelilerinin popülasyon durumları, yaşam alanları, mevcudiyetleri ve rastlanma oranları hakkındaki bilgi açıklarını gidermek ve ayrıca cetaceanların habitat kullanımları ve balıkçılığın, deniz trafiği ve kirlilik üzerindeki etkisini belirlemektedir. Bu doğrultuda başlangıç amacımızı İkarya havzasında hangi cetacean türlerinin mevcut olduğu ve her türün ne oranda alanda bulunduğu hakkında genel bir fikir elde etmek olarak belirledirk. Ayrıca Foto-ID analiz çalışmasının yardımıyla, İkarya havzasında mevcut cetacean bireylerine ait bir katalog oluşturmak ve devamında bu kalatoloğun ileriki yıllarda geliştirilebilmesi için alt yapıyı tesis etmek de diğer bir hedefimizdi.

Samos Adasında kuzey-batı Levanten Denizi’nde kullandığımız bilimsel metedolojinin aynısını uygulamaya devam ettik ve Archipelagos Enstütüsü’nün işbirliği ile bot ve kara gözlemleri gerçekleştirerek, deniz memelilerinin popülasyon durumları, alan bağlılıkları, yaşam alanları ve türlerin mevcudiyet ve dağılım örneklerini tespit ettik. Adada sıkça afalina ve tırtak gözlemlememiz sonrasında memeliler hakkında önemli bilimsel davranış verisine ulaştık ve yunusların karakteristik özelliklerini derinlemesine anlamamız ve keşfetmemiz için ise çok önemli olan foto-ID çalışmamıza girdi sağlayabilmek adına cetacenların çok sayıda fotoğrafını çektik. Deniz memelileri gözlemleri Archipelagos tarafından orta Ege Denizi’nde başarıyla devam ettirilmektedir.

Adadaki bilimsel gözlemlerimizi uzun-dönemli bir temel üzerinde devam ettirdiğimiz sürece; Türkiye ve Yunanistan arasındaki ortak deniz sahanlığının bir sonucu olarak, uzun dönemde bölgede denizel biyoçeşitlilik üzerine önemli sonuçlara ulaşmayı beklemekteyiz.

Güney Adriyatik-Karadağ

Bu proje, Karadağ’ın tün sahil kesimine odaklanmaktadır. Karadağ sahil kesimini de içerisine alan Güney Adriyatik Denizi, dik eğimleri ve Adriyatiğin geri kalanına kıyasla daha yüksek deniz suyu tuzluluğu ile ön plana çıkmaktadır. Maksimum derinlik sadece 1.200 metreye kadar ulaşmaktadır. Karadağ’ın kıta sahanlığı toplam alanının aşağı yukarı %44’ünü kapsarken, batimetrik kemer ise yaklaşık %34’ünü oluşturmaktadır. ACOBAMS, Barselona ve Bern Anlaşmalarına üye ülkelerden birisi olmasına karşın Karadağ sularındaki cetacean popülasyonu bugüne kadar yeteri ölçüde keşfedilmemiştir. Karadağ’da bugüne kadar ilan edilmiş herhangi bir deniz koruma alanı bulunmamaktadır ancak kıyı boyunca deniz koruma alanı olarak önerilmiş birçok bölge mevcuttur. Doğa Koruma Yasası uyarınca Büyük Plaj (Velika Plaza), Buljarica ve Tivatska solila özel önemli alan olarak seçilmiştir ve önerilen koruma alanları ise tüm Karadağ sahil kesimi boyunca uzanmaktadır (örn. Boka Kotorska körfezi, Maçka burnuna kadar uzanan Mamula, Platamun’un burnuna kadar uzanan Traşte, ZPM Katic, Dobre vode yerleşim alanıne kadar uzanan Volujica burnu, Tarihi Ülgün (Stari Ulcinj) burnuna kadar uzanan Komina burnu, Büyük Plaja (Velika plaza) kadar uzanan Valdanos körfezi, Seka Ɖeran and Bojana Nehri deltasına kadar uzanan Büyük Plajın (Velika plaza) güneyi). Deniz koruma alanı olarak önerilen bölgelerin çok sayıda oluşu ve alanda önemli oranda bilimsel bilgi eksikliği bulunması, ileride bu habitatları MPA’lar altına sokabilmek için ciddi anlamda çalışılması gerektiğine ve kıyı kesiminin sahip olduğu öneme işaret etmektedir.

Amacımız, Karadağ’ın kıyısal ve açık denizlerinde cetacean koruması için bilimsel araştırma ve kamuoyunun bu alanda eğitilmesi aktivitelerini birleştirmek ve memelilerin popülasyon durumlarını güncellemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için “Deniz Memelileri Araştırma Derneği (DMAD)” ve “Karadağ Doğal Tarih Derneği (NHAM)” ortak çalışmaya başlamıştır. Halihazırdaki bilimsel çalışmalara ek olarak, özellikle balıkçılar, gezi teknesi çalışanları, yerel kişiler ve turistler gibi paydaşların proje aktivitelerine aktif katılımını teşvik etmek için umumi toplantılar düzenlenecek ve denizlerin korunması konusunda ilgilerini daha fazla çekecek bir online cetacean gözlem/kıyıya vurma iletişim ağı oluşturulacaktır.

Diğer taraftan, Karadağ’da takip eden yıllarda da devam edecek olan ilk cetacean izleme projesini uygulamaya koymayı amaçlamaktayız. Projemiz alandaki deniz memelilerinin korunmasına aşağıda belirtilen açılardan katkı sağlayacaktır;

  • Bölgesel düzeyde türlerin popülasyon durumlarının değerlendirilmesi
  • Hedef türlerin mevsimsel ve yıllık mevcudiyet, dağılım ve rastlanma oranlarının kesin tahmini
  • Yaşam alanlarının ve alan bağlılıklarının anlaşılmasının geliştirilmesi
  • Türlerin yaşam alanlarının sınırı ve hareket durumlarının tespit edilebilmesi için Adriyatik Denizi foto-ID kataloğunun oluşturulmasına katkı sağlanması
  • Yunuslarla aynı yaşam alanına bağlı olan balıkçılar, gezi teknesi çalışanları, yerel insanlar ve turistlere yönelik kapasite artırımı
  • Çeşitli kamu farkındalık aktiviteleri ve online cetacean iletişim ağı sistemi ile sürdürülebilir bir cetacea koruması sağlanması

Üsteki tüm bu aktivitelerin gerçekleştirilmesiyle; sadece alanın gelecekteki yönetim planlarının geliştirilmesine katkı sağlanıp, Karadağ’daki yıllık ve mevsimsel cetacean popülasyonu bilgilerine ulaşılmayacak, aynı zamanda aktif toplum katılımı sayesinde koruma etkisi uzun soluklu bir hale gelecektir. Dahası, Deniz Memelileri Araştırma Derneği ve Karadağ Doğal Tarih Derneği, sınırötesi cetacean korumasının gerekliliğini ön plana çıkartmak ve çevresel işbirliğinin önemli bir araç olduğu gerçeği konusunda dikkat çekmek için çevre koruma çalışmalarını birleştirmektedirler. Paydaş ve yunus arasındaki etkileşim her bakımdan zararlı olduğundan, deniz Memelileri ile ilgili olabilecek herkesin proje aktvitelerine aktif katılımı, doğu korumaya ilişkin hayati öneme sahip olacak çabalarının güçlendirilmesi yolu ile teşvik edilecektir. Projeye ilişkin güncel duruma ait raporlar, umumi toplantılar, konferanslar, festivaller ve universitelerde halka sunulacaktır.

2016 Eylül ayında yerel STK, NHAM (Karadağ Doğal Tarih Derneği) ile işbirliği içerisinde cetaceanların popülasyonu tespit edebilmek için Karadağ’da çalışmalarımıza başladık. Düzenli olarak Karadağ’ın Adriyatik Denizi’ndeki kıyısal alanında bot ve kara gözlemi gerçekleştirmekteyiz. Bölgedeki deniz Memelileri üzerine gerçekleştirilmiş bilimsel çalışmaların eksikliği nedeniyle, halihazırda deniz memelilerinin yoğunluk haritalamasına odaklanmakta ve ana çevre koruma çabamızı yunuslar açısından önem arz eden alanların kalbine doğru kaydırmaktayız.


Referanslar: