Amacımız

Sekiz ülke ile sınır komşusu olan Türkiye’nin batısında Ege, kuzeyinde Karadeniz ve güneyinde Akdeniz bulunmaktadır. Türk Boğazlar Sistemini oluşturan İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale, hem Trakya ve Anadolu, hem de Avrupa ve Asyayı birbirinden ayırmaktadır. Öte yandan Türkiye’nin Avrupa ve Asya arasındaki çoğrafi konumu,  tarih boyunca jeopolitik, kültürel ve stratejik önemini korumasına neden olmuştur.

Türkiye, sahip olduğu çok sayıda deniz ve kıyı alanıyla, zengin denizel ve karasal biyoçeşitlilik  değerlerini elinde tutmaktadır. Türkiye’nin toplam 346,138 hektar deniz alanı içerisinde, 31 deniz ve kıyısal alan ve karasal suların yaklaşık %4’ü yasal olarak koruma altındadır (Ulusal Deniz Koruma Sistemi, 2012).  Diğer taraftan nispeten az sayıda deniz memelisinin yaşadığı düşünülen Levanten Denizi aslında, önemli ölçüde popülasyonunun düştüğü düşünülen ve nesli tehlike altında olan Akdeniz Foku ve farklı cetacean türlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Türkiye’nin denizel biyoçeşitliliği önemli oranda insan baskısı altındadır. Deniz memelilerinin Akdenizdeki popülasyonu, “risk altında” veya “eksik veriye sahip” olarak sınıflandırılmakta ve insan kaynaklı tehditlere maruz kalmaktadır. “Deniz Koruma Alanları Ulusal Sistemi, 2012’ne” göre en önemli insan kaynaklı tehditler:

  • Deniz habitatlarının yok edilmesi
  • Denizel kaynakların aşırı tüketimi
  • Tasadüfi ağa takılma (by-catch)
  • Gemi trafiği
  • Kirlilik ve
  • Kıyısal alanların yok edilmesi/dönüştürülmesidir.

Deniz memelilerinin popülasyonu insan etkisinin bir sonucu olarak önemli oranda tehdit altında bulunmasına karşın, etkili koruma ve yönetim eylem planları oluşturabilmek gerekli olan bilimsel araştımalar ve farkındalık çalışmaları yeterli düzeyde değildir. Hem bu konuda yapılacak özel çalışmalar, hem de tutarlı ve uzun soluklu araştırmalar, popülasyon statüleri, alan bağlılıkları, yaşam alanları ve türlerin mevcudiyetleri ile dağılım durumlarının kesin olarak tespit edilmesi için elzem niteliktedir. Çünkü bu çalışmalar, deniz memelisi türlerinin bölgesel statülerinin belirlenmesinde önemli oranda katkı sağlayacaktır. Dahası, insanın denizlerdeki varlığının sonucu olarak ortaya çıkan yüksek oranda kaçak balıkçılık, deniz kirliliği ve  gemi trafiği eko sistemde derin hasarlara yol açmaktadır.

“DMAD’ın ana amacı, bilimsel araştırmalar gerçekleştirerek ve denizel biyoçeşitliliği koruma çalışmalarımıza toplumun aktif katılımını sağlayarak, bilimsel bilgi açığını gidermektedir”

Akdeniz eko sisteminde deniz memelilerinin popülasyon statülerinin tanımlanması sonrasında bayrak türler hakkında elde edilecek bilimsel bilgi, kesin ve uygulanabilir koruma ve yönetim eylem planları için bize yol gösterici olacaktır. Ancak; bilimsel çalışmalarımızda paydaşların ve karar alıcıların aynı oranda katılımı olmaz ise, proje çıktılarının, gerçek hayata uygulanabilir düzenlemeler yerine, sadece kağıt üstünde kalacağının farkındayız. Bu yüzden işimizin merkezinde, Levanten Denizinin ekosistemin korunabilmesi için organize edilecek etkili alan koruma uygulamalarında, bilim, paydaş ve karar alıcıları aynı oranda bir araya getirmek bulunmaktadır.